NAB’ın Zirvesinden:

“NAB’ER Hepimizin Dergisi Olacak.” #2

RÖPORTAJ

Nadir, Behram ve Shahram Eromi. NAB’ın tepesindeki üç kardeş ve bir kurum öyküsü.

NAB Holding’in Sarıyer’deki merkezinde, şehrin gürültüsünden uzak, birbirine yemyeşil bahçe koridorlarıyla bağlanan binaları arasından geçip, üst kattaki odalarda çaylarımızı yudumlarken, üçlü bir sohbete başlıyoruz. İlk sayının ilk söyleşisi için NAB’ın üç kurucusu, üç kardeşle birlikteyiz. Nadir, Behram ve Shahram Eromi’yle de ilk tanışmamız. 60’lı yıllarda Tebriz’de doğmuş bu üç kardeşin, son derece sıcak kanlı, samimi, içten karşılaması içimizi rahatlatıyor. Birkaç dakikalık sohbet sonrasında bile, onlar hakkında bütün merak ettiklerimizi sorabileceğimizi öğreniyor ve söyleşiye başlıyoruz.

Amir Eromi, Behram Eromi
Soldan sağa; Amir Eromi, Nadir Eromi, Behram Eromi

-Türkiye’deki aile şirketlerinde genellikle kuşak çatışması sorunu yaşanır. Siz bu olguyu nasıl yaşadınız?

Shahram Eromi: – Bizim kültürümüzden kaynaklanan özellikler Anglosakson dünyasındakilerden farklı. Batıda bir çocuk 7-8 yaşında okulda bir sorun yaşadığında, annesi bunu kendisinin çözmesini ister. Bizde ise çözümü ebeveyn arar. Çocuk sınava hazırlanır, stresini ebeveyni yaşar. Üniversitede okurken parasını ailesi verir. Evlenecektir, aileler çeyiz için seferberlik eder. Boşanan, ailesinin evine döner. Ebeveyn yaşlanır, bu kez çocuklar ona bakar. Bu döngüye batıda rastlanmaz. Kültürel farklılık denen de budur zaten. Bu farkı iş hayatına yansıttığımız zaman daha da anlamlı hale geliyor. Aile yapısının sağlamlığını iş yapısına taşıdığınız zaman olası sorunları da çözmüş oluyorsunuz. Türkiye’de de yüz şirketin yetmişi aile sevgisiyle büyümüştür. Başka bir kültürden bakıldığı zaman, onların normlarına uymadığından garip gelebilir ama aile şirketi olmak, eğer iyi bir aileyseniz, iyi bir şirket de olduğunuz anlamına gelir. Sadece ticari ilişkiler değil, duygusal ilişkiler de yapıyı ayakta tutuyor.

Behram Eromi: – Bizim bugüne kadarki başarımız bu temeller üzerinde şekillendi. Bu yıl kendi aramızda aile anayasamızı yazdık ve hep beraber ailenin tüm fertlerinin katılımıyla imzaladık. Umarım amacı iyi anlaşılır ve şartları yerine getirilir. Bundan sonra dünyadaki küreselleşmenin gerektirdiği profesyonel yapılaşma felsefesi genel yapıya hakim olacak. Elbette bu gelecek nesillerin de kararlı olmasını gerektiriyor. Nasıl ki babamız bizim önümüzü açarak ilerlememizi sağladı, biz de çocuklarımız için aynısını yapmaya çalışıyoruz.

Nadir Eromi: – Anglosakson dünyasının dünyaya dikte etmekte olduğu kurumsallaşma modeli bir yöntemdir. Doğru bir yöntem olduğunu söyleyebiliriz çünkü çok denenmiş, evrim geçirmiştir. Fakat unutmamak gerekir ki sadece yöntemlerden biridir. Tek yöntem değildir. Japonya’ya da baktığımızda asırlık aile şirketlerindeki temel ilkelerin aile değerleri üzerinde şekillendiğini görüyoruz. Güney Kore’de de ailenin en büyük erkek çocuğu ebeveynlerinin yaşamından sorumludur. Böyle bir değere sahip olan, neden bundan vazgeçsin ki? Bu tür yapılardan küresel şirketler ortaya çıktıkça, bizim yöntemimiz de ciddiye alınacak, başka bir kurumsallaşma yönteminin de olabileceği görülecektir. Bizim yolumuz da geçerli ve bence daha değerli. Türkiye bize kendimiz olarak var olma ve girişimde bulunma özgürlüğü sağladı.

Behram Eromi
Nab Holding Yönetim Kurulu Başkanı; Behram Eromi

“KENDİ KÜLTÜRÜMÜZLE VARIZ.”

-NAB kendi geleceğini nasıl görüyor?

Behram Eromi: – NAB’ın bugünkü etkinlik alanları otomotiv, elektronik, demir-çelik, bankacılık… öncelikli amacımız bu yapıların kurumsallaşarak büyümeye devam etmesini sağlamak. Dinamik bir yönetim ve yatırım anlayışımız olduğu için başka sektörlere girmeye de açığız. Turizm bunların başında geliyor.

Nadir Eromi: – Dünyayı ve etkinlik alanımızdaki ülkelerdeki gelişmeleri takip ediyoruz. Bunu kendi felsefemize göre değerlendirerek hareket ediyoruz. Bu felsefe, çalışarak kazanmak üzerine kurulu. Ranta değil, üretime dayalı büyüme stratejisinden vazgeçmeyeceğiz. Şu an dört ülkede yaşayarak ve o ülkelerin düşünce tarzını gözeterek faaliyet gösteriyoruz. Buralarda hareket etme yeteneğine sahibiz. Yarattığımız uluslararası sinerjinin kazandırdığı deneyime çok güveniyoruz ve asıl sermayemizin bu birikim olduğunu düşünüyoruz.

Behram Eromi: – Uzaktan değil de yerinden yönetim yaptığınız zaman, bizim tabirimizle koku almak mümkün oluyor. Her ülkeyi kendi şartlarıyla değerlendirdikten sonra, karşılaştırmalı olarak uluslararası düşünmek gerekiyor.

Nadir Eromi: – Örneğin otomotiv sektörüne girişimizin ilgin. bir öyküsü var. 1994’de Behram İstanbul’daydı, Shahram ve ben Bakü’deydim. Bir arkadaşımın hep bozulan bir Rus arabası vardı. Arabayı itmekten bıkmıştık. Yeni bir araba almak istedik, showroom bulamadık. Araba pazarda satılıyormuş. Birlikte pazara gittik. Kocaman açık pazarda, üç dört eski araba vardı. Çeçenistan’daki savaştan dolayı Rusya’dan yeni araba gelmiyormuş. O anda bu memleketin halkının arabaya ihtiyacı olduğunu ama parasını verse de bulamadığını anladım. Behram’ı aradım Lada’nın temsilcisini bulmasını söyledim. O zaman çelik Motor’un genel müdürü olan Metin Ecevit ile görüştü ve Rus yapımı arabaları Türkiye’den Azerbaycan’a taşımaya başladık. Giderek ayda 200 otomobil satmaya başladık. Showroom açtık, bayiler bulduk, teknik servis ve yedek parça sistemi kurduk ve o gün arkadaşıma araba almak için pazara gittiğimden, otomotiv sektörüne girmiş olduk. 1996 yılında pazardaki boşluğu doldurmak için bu kez Hyundai’yle distribütörlük anlaşması yaptık. Bugün sadece Hyundai olarak baktığımızda, %11 pazar payına sahibiz. Bu serüven, bir teşhisi, ekonomik bir yatırıma dönüştürme örneğidir.

“PAZARDA YAPTIĞIMIZ TEŞHİSİ EKONOMİK YATIRIMA DÖNÜŞTÜRME YETENEĞİNE SAHİBİZ.”

-Bu durumda dünyanın herhangi bir yerinden bir “koku” aldığınızda NAB’ın etkinlik coğrafyası da genişleyebilir.

Nadir Eromi: – Arkamızdan yeni bir nesil yetişiyor. Bu kararlar onlara ait olacak. Gönül istiyor ki, Türkiye’de, Azerbaycan’da, Dubai’de, Çin’de de fabrikalar kuralım, ticaret yapalım. Fakat yapı genişledikçe kontrolü zorlaşır. O yüzden biz her zaman olduğu gibi temkinli ve sağlam adımlar atacağız. İş yapmak istiyorsanız her zaman olanak var. Hele ki bizim bölgemizde…  Türkiye hükümetinin açılım politikalarıyla Ortadoğu ve Kafkaslar’da önümüzü açık görüyoruz.

-Dört farklı ülkede faaliyet gösterirken, insan kaynaklarıyla ilgili sorunlarınız oluyor mu?

Behram Eromi: – Çalışanlarımızla ilişkilerimizde katı kuralları olan yöneticiler değiliz. Çalışanlarımız ve aileleriyle, sorunlarıyla, sevinçleriyle birlikte yaşayarak büyüdük. Bizim yanımızda çalışanların çocuklarının da eğitimlerini bitirdikten sonra bizle çalışmaları gurur veriyor. Bu bizim için, insan kaynakları politikalarımızın doğruluğunun kanıtı. Hep birlikte aile ortamında gibi yaşıyoruz. Aramızda mesafe olmuyor. Bu da bizim aile anlayışımızdan kaynaklanıyor sanırım.

NAB Holding Dergi

NAB Holding A.Ş. - Copyright © 2018 - 2019.